MEVLANANIN HAYATI


MEVLANA CELALETTİN-İ RUMÎ
KUDDİSE SIRRUHU HAZRETLERİ
(1207-1285)


HAYATI


Asıl adı Muhammed Celaleddin’ dir. Miladi 27 Eylül 1207 yılında Belh şehrinde dünyaya geldi. Babası Hz. Ebu Bekir soyundan Sultan’ül Ulema lakabında Baha Veled, annesi Resulullah soyundan Mümine hatundur.

Hz. Mevlana’nın çocukluğu 3-5 yaşına kadar Belh şehrinde, 5 yaşından sonraki çocukluk döneminde gurbette geçmiştir. Belh şehri, Nişabur, Bağdat, Kûfe ve Hicaz da Hacc farizesinden sonra Şam-Erzincan, Sivas-Kayseri yoluyla Karaman’a orada 5 yıl kaldıktan sonra Konya’ya gelmiştir.

Hz. MEVLANA 'nın gençliği de alimler arasında geçmiştir. Devrin tüm meşhur alimlerinden ders ve eğitim almıştır. Hz. Mevlana’nın ilk hocası babası Sultan-ül Ulemadır. Halepte Halaviye medresesi, Şam’da Makdisiye medresesinde eğitim görmüştür. Hz. Mevlana iki evlilik yapmıştır. Sultan Veled, Alaattin Çelebi, Gevher Hatun’dan, Muzafferiddin, Emir Alim Çelebi ve kızı Melike Hatun, Hanımı Kirra Hatun’dan dünyaya gelmişlerdir.

Hz. Mevlana’ya MEVLANA ünvanını Hocası Sadreddin Konevi vermiştir. Hz. Mevlana 38 yaşında Şems-i Tebrizî ile tanışmış ve buluşmuştur. Tarihte bu buluşma iki denizin kavuşması olarak isimlendirilmiştir.

Hz. Mevlana’nın tasavvuf eğitimi Şems-i Tebrizî ile başlamıştır. Hz. Mevlana’yı mevlana yapan Şems-i Tebrizî’ye duyduğu aşk, muhabbet ve Şems’ten aldığı eğitim ve ilimdir. Hazret bir beytinde;

Ayım Şems, güneşim Şems, suyum Şems
Ya Şems sen olmasaydın ne Allah’ı bulurdum
Ne de Rasulullah’ı bilirdim!

Diyerek Şems’in kendi üzerindeki etkisini ve Şems’e duyduğu aşk-ı muhabbeti dile getirmektedir.

Hz. Mevlana Şems-i Tebrizî’nin vefatından sonra dervişleri Selahaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi ile bir nebze kendini teselli etmiştir.

Kâmil Bir Şeyhin İnsanın Hayatı için Önemi

Bir çok insan bir Allah (c.c) dostunu ziyarette bulunmanın zevkini içinde yaşamak için, dünya hayatında olmasa da vefat etmiş zatların kabri başına giderek, ziyarette bulunur. Kimbilir o Veli'nin yanında kaldığı an, taşıdığı duygu kişiyi hangi hale ulaştırır. Vefat etmiş zatların bu şekil ziyaret edilmeleri insan için manevi bir gıda olur da, hayatta olan Allah (c.c) dostlarını ziyaret manevi bir gıda olmaz mı? elbette olur. Onların ölüleri böyle hayat sahiplerine tesirli iken, dirileri tesirsiz olur mu? Elbette Hak Teala (c.c) Hazretleri dostluk kurduğu kimseleri mahcup edip, mahrum bırakmaz. Nimetlerini onlardan esirgemez.
Hz. Mevlana her ne kadar ilim rütbesine erişse de, içinde şeyhinin bıraktığı derin tesirler mevcuttu. Şimdi babasından sonra kaybettiği en kıymetli varlığının ızdırabını nasıl dindirecekti. Gönlünü ne ile teselli edecekti. Üstadını değil görmek, onu düşünmek bile ona gıda olmakta idi. Şimdi en mühim gıdasını kaybetmişti. O bunun acısı ile yanıp tutuşuken, Hz. Şems ise alemi nuru ile aydınlatacak önemli bir zat yetiştirmenin şevki ile Rabbine kavuşmuştu. Onların taşıdığı en önemli endişelerden biri de hayırlı bir eser bırakamama endişesidir. Nitekim hadiste belirtildiğine göre;"Kim Allah (c.c) yolunda bir eseri bulunmadan Allah'a kavuşursa, o kimse sakat olarak Allah'ın huzuruna çıkar"
İmam Şarani'nin üstadı, Ümmi Ali Havvas(ks) buyurdu ki; "Eğer bir üstad ömründe sadık bir müride rastlar ve bulursa, o mürid, o üstad için elmastan ve mücevherden kıymetlidir. Yine sadık bir mürid de, nasihatçı, kamil bir üstad bulursa, bu üstada onun için elmas ve mücevherden daha azizdir."
İnsanın dünyada şu kısacık ömründe kendini olgunlaştıracak kâmil ve ehliyetli birisini bulması yüce Allah'ın ne büyük bir lütfudur. Kâmil bir zat için sahip olduğu güzellikleri yaşatacak kabiliyetli bir kimseyi bulması da böyledir.

HZ. MEVLANA'nın ESERLERİ

  1. Mektubat : Yakınlarına yazdığı mektup ve tavsiyelerden oluşur.
  2. Divan-ı Kebir : Tasavvufî aşk, aşkla yanma ve Allah’a vuslatı anlatır.
  3. Fih-i ma-fih: Meclislerde yaptığı sohbetlerden toparlanmıştır.
  4. Mecalis-i Sabâ :Kendisine gönül verenlere yaptığı vaaz ve nasihatlerden oluşur.
  5. Mesnevi : 6 cilttir, Hz. Mevlana herşeyi ile bu eserde görülmektedir

Hz. Mevlana solgun benizli, zayıf, narin vücutlu, ela gözlü idi. Gözlerinde ve bakışlarında keskinlik, coşku ve nur dolu idi. Öyle tesirli idi ki kimse göz göze gelemez hemen gözünü Hz. Mevlana’nın gözünden ayırırlardı.

Hz. Mevlana herkesi severdi. Hiç gönül kırmaz incinirdi ama asla incitmezdi. Fakirlerle beraber olur ihtiyaç sahiplerini görüp gözetirdi.

Hz. Mevlana’nın bir çok kerametleri görülmüştür.

Hz. Mevlana bir kış ayında fenalaşır, yatağa düşer. Selçuklu sarayından temsilciler, hekimler (Hekim Ekmeluddin bey) gönderilerek Mevlana Hazretlerine geçmiş olsun dileklerini iletiyorlardı. Ziyaretine hocası Sadrettin Konevi ve şehrin ileri gelen alimleri geldiler:
"Allah'ü Teala (cc), acil şifalar versin. İnşaallah, en kısa zamanda sıhhat bulursunuz, zira siz, alemin ruhusunuz, alem sizinle hayat bulur" dediler. Mevlana Hazretleri de onlara:

Allah'ı severim diyenden de, sevdim diyenden de usandım. Ben dostuma gidiyorum. Sizler niyaz ederek benim yolumu kesiyorsunuz. Üzülmeyin ben vefat edince düğün dernek kurun, bundan sonra bu günde ŞEB-İ ARUZ yapın buyurmuşlardır.

20 Aralık 1285 tarihinde 78 yaşında akşam saatlerinde Konya’da Alem-i Edebiyete göç eder.

HZ. MEVLANA ve SEMA



Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !